Art de Bicmen

Selin
Kimsin sen?
Ne kadar da aldatıcı derecede basit bir soru olarak görünüyor, değil mi?
ama cevabı her defasında avuçlarından kayıyor.
Atalarından kalan öğretiler, “yapman gerekenler” diye fısıldayan gölgeler ve bir türlü susturamadığın içsel çağrın… Bu üç ses birbirine karışıyor her defasında… Telaşla sarıldığın küçük meşguliyetler, sadece ateşi susturmak için kurduğun bahaneler.
kendini bırakamayışına isyan edercesinde yediğin dudağındaki çatlak izlerinin sesi olsa neler anlatırdı..? İçindeki nehrin şarkısına eşlik eder miydi?
Telaşla sarıldığın küçük meşguliyetler, ateşi söndürmek için kullandığın su değil — sadece dumanı dağıtıyor. Gözlerinin derininde bastırılmış bir ateş var oysaki— içindeki özgürlüğün ve arzunun simgesi; neye dokunsa kıvılcım çıkaracak bir tutku gibi.. dizginlenmemiş, saf, dürüst ..
Sen olmaya bu kadar yabancı olmak niye?
Korkmak, kaçmak, suçluluk duygusuyla utanmak…
Bunların hepsi seni kendinden uzaklaştırdı
Oysa tasarımının özünü bastırmak yerine,
……ah bir dinlesen!
Suçluluk hissetmeden, Onurlandır asl’olan seni. Kaos düşmanın değil — bu senin kabul törenin.
Bak aynaya: Hem bir şaheser olmana, hem de devam eden bir eser olmana izin ver aynı anda. Kutla var oluşlunun hafifliğini… Olmak, mükemmel bir plan yaratmak değil; doğru hissettiren akışı fark etmek ve ona güvenmektir.
Kendi yolunda, kendi hızında büyümek için kendine izin ver. Yolculuğun kutsal, kaos içinde bile.
İçinde çağlayan bir nehir var, bastırdığın duygularla taşan. Ne yapacağını bilemesen bile eksilmiyorsun. Onu bastırmakla, ondan kurtulmakla değil, onunla birlikte yürümekle özgürleşeceksin.
Ve fark edeceksin: “vahşi doğanda saklı olan o ateş seni yakmaz “— seni aydınlatır.
Hiçlik, arzuyu yok etmek değil; onu sevgiyle var etmek demektir.
Gerçek güç, dizginleri tutmakta değil… dizginlerin aslında hiç var olmadığını fark etmekte saklı!
Tuval üzeri yağlıboya
100 x 100 cm
2025