Art de Bicmen

Sezgi 2
Ne zaman hızlansan, dünya seni yere çağırır.
Toprak, dizlerinin titrediği yerde sana bir sır fısıldar: “Yavaşla… ve hatırla...
Bazı sorular vardır, cevaplarını doğarken bilirsin. Nereye gideceğini, neye dönüşeceğini, ne zaman bırakman gerektiğini...
Yolunu şaşırdığında değil, kendine döndüğünde hatırlarsın. Rüzgar esmeden, yaprak kıpırdamadan bile hissedersin yönünü.
Kimi zaman ayakta kalmak için diz çökersin. Kimi zaman susarsın, çünkü sesin bile sana yabancı gelir. Ama bir nefesle, bir bakışla, bir iç çekişle kendini yeniden çağırırsın. Sözleriyle örülmüş kafesler, adına “kadınlık” dedikleri kalıplardan ve en çok da — kendisini başkalarının gözlerinde arayan benliğinden sıyrılırsın...
İçindeki at, o anda nefes almaya başlar.
.... yeleler savrulur içinden.
Dizginler yoktur, koşmak yoktur — ilerlersin
Karanlıkta bile, adım attığında aydınlanır önün.
Çünkü at, geçmişin hatırası değil, geleceğe güvenin şeklidir.
Çünkü sen, her şey altüst olduğunda bile özündeki yönü bilirsin..
Rüzgarı dinlemek, bazen bir dil bilmekten daha çok şey anlatır.
Ve sezmek, görmekten önce gelir...
"DURMA, KENDİ HAKİKATİNİN GÜCÜYLE İLERLE..
YELELERİN RÜZGARINI HATIRLA…
VE UNUTMA:
İÇİNDEKİ AT, HER ZAMAN YOLU BİLİR."
Tuval üzeri yağlıboya
80 x 100 cm
2025